1 Kasım 2009 Pazar

Prens adalarının en güzeli: Büyükada'da sonbahar...

B.Adanın alameti farikalarından, meydandaki saat

Büyükada'm,

Çocukluğumun, gençliğimin en güzel günlerinin geçtiği büyülü mekan...

Gençlik günlerimin sırdaşı, vefalı arkadaşı...
Her köşesinde bir anı saklayan, ilk aşkların, ilk heyecanların filizlendiği, yeşerdiği güzel Istanbul'umun en güzel cennet köşelerinden biri.

Adada gün batımı
Her mevsimi ayrı güzel. Aslında sanki ilk- ve sonbaharlarda daha bir güzel, daha bir sevilesi. Adadan giden yazlıkçılarla birlikte, tenhalaşan yollarında paytonla gezerken duyulan her nal sesi, sessizliğin içinde, kapatılmış evlerin, güzelim tarihi köşklerin duvarlarına çapıp daha bir güzel yankılanır. Yıllarını buralarda geçirmiş, eski sahiplerini geri çağırırcasına, onların ruhunu tekrar yaşatırcasına...

Yazın akşamüstleri çıkan o deli rüzgarı sonbahar geldi mi, ne hikmetse durulur; çiçekleri solmaya yüz tutan bahçelere yalnızlığın hüznü çöker. Nadir de olsa, boş yollardan geçen paytonların o kendine has sesini ve atların nal seslerini tek tek duyarsınız. Gene de muhteşemdir sevgili Ada'm. Esas güzelliğini sevdiğine saklamışçasına, belki de daha bir güzeldir aslında. Bunu orada yaşayanlar çok iyi bilir. Bilirler de, bu sırrı paylaşmak istemezler. Sanki güzellikleri kendilerine saklamak istercesine...

Paytonların süslediği ada sokakları
Yalnız kalan bahçelerde, sararıp dökülerek, toprağa ve yollara motif olan yapraklar, rüzgarın oluşturduğu hışırtılarla, eski şaşalı günlerini geri çağırırcasına, bir renk cümbüşü içerisinde, bir köşeden diğerine sürüklenirler. Tenha yollarda ilerlerken taa içinizde hissedersiniz, her evin, her köşkün, her yalının dirilen, ama yalnız kalmış ruhlarını. Size yol boyunca eşlik ederler. Yitirilen yaşamları, yaşanmış güzellikleri bu yalnızlık içinde, etrafa çöken hüzünle kimi zaman dudaklarınızın ucunda bir gülümseme, kimi zamansa gözleriniz nemli hatırlar, mest olursunuz.

Yıllara meydan okuyan vapur iskelesi

Yazın kavuşmaların, buluşmaların mekanı iskele, bahar aylarında hüzünlü hüzünlü süzülür. Gelenleri karşılamaya hevesli genç kız gibi, olanca güzelliği ile Adamızın "Hoş Geldin" kapısı olduğunu bilir. Hemen bitişiğinde, sahildeki kafelere çapkın çapkın göz süzer. Çünkü bilir ki, oralarda oturan herkesin gözü onun üzerindedir.



Yıllar geçse, devran dönse de unutulmayacak, yaşanılası bir mekandır Büyük Ada. Hayatının bir bölümünü burada geçirmiş herkes bunu bilir ve her daim hisseder. Tıpkı benim gibi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder